All posts filed under: HER ŞEY

2020 Şubat Ayınında okuduğum 3 Kitap

Herkese merhaba! Artık sadece İtalya blogum ile ilgilendiğimden sanırım buraya pek yazamıyorum. Asında yazmak istediğim çok şey var, sanırım bu yüzden organize olamıyorum. Az önce bir kitabı bitirdim ve yine çok etkilendim. Şubat 2020’de 3 kitap okudum. Aslında 3 kitap ama aynı dönemde yaşamış 4 kadının hayatını anlatan kitaplar. Bence mutlaka okuyun, cumhuriyet kurulurken Türkiye’den nasıl kadınlar çıkmış.  Bahriye – Elif Tataroğlu 6 Ekim 1990 yılında, evine gönderilen bombalı bir kargo ile hunharca öldürülen çağdaş ilahiyatçı, Atatürkçü ve Türkiye’nin aydın kalemi,  Prof. Dr. Bahriye Üçok’un hayatını anlatan kitap beni derinden etkiledi. 1919 yılında Sivas’ta doğan (kitapta Sivas diyor ancak google Tranbzon doğumlu olduğunu yazıyor) Bahriye Üçok, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nin ilk kadın akademisyeni, Cumhuriyet Senatosu üyesi, Halkçı Parti’den Ordu milletvekili ve Sosyal Demokrat Halkçı Parti parti meclis üyesidir. Ayrıca Atatürkçü Düşünce Deneği’nin kurucularındandır. Radyo programlarında gerçek islam dinini anlatmaya çalışan Üçok, Kasım 1988’da televizyonda yapılan bir açık oturumda, “İslam’da örtünmenin ve oruç tutmanın zorunlu olmadığı” iddialarına dayanan açıklamalarından sonra üzerine birçok tepki çekti ve tehditler almaya başladı. Zaten o dönem kimler kimler katledilmedi ki! Üçok’un muhafazakar …

Milano Denim PV ve Deniz Sağdıç

İlk ne zaman karşılaştım bilmiyorum ama sevgili Deniz Sağdıç‘ı instagram hesabında gördüğüm kesin. Deniz Hanım denim parçalarından harika eserler yapıyor. Bu sefer Denim by PV Milano’da olunca hemen atladım trene ve Milano’ya gittim. Gitmeden de Deniz Hanım’a mesaj atıp tanışmak istediğimi söyledim. Atmama gerek bile yokmuş, her gelenle bizzat ilgileniyor. Hatta herkese birazcık patchwork yaptırdı. Umarım bir gün Floransa’da sergi açar ve buradakiler onu tanır. Ben hayran kaldım ve başarılırının devamını dilerim. Bir sonraki Denim by PV ise Londra’da 3-4 Aralık 2019’da olacak. 

Kadınlar Gününün Ardından …

8 Mart bu yıl da, yine dünyada ve Türkiye’de sosyal medyaya bol fotolar konularak kutlandı. İstiklal Caddesi’nde ve Floransa’da kadınlar yürüdüler, onların arkasından da polisler yürüdüler. Şahsen bana her gün İnsan Günü, Hayvan Günü, Çiçekler Günü olduğundan sanırım, pek özel gelmiyor. Ancak dünyada milyonlarca kadın ve çocuk benim kadar şanslı değil, bunun da farkındayım. Bu sefer benim yazımı, ne düşündüğümü değil bir tanıdığımın yazısını paylaşacağım. Kendisi adının ve cinsiyetinin söylenmesini istemedi. Ama ben hatıra kalsın diye C.Ö. diyeceğim, o kadar editörlük hakkım olsun 🙂 Karikatür Umut Sarıkaya’ya ait, bence yine harika bir yönden konuya yaklaşmış. Keyifli okumalar dilerim… 8 Mart 2018 – Kadınlar Günü Normalde nihilist kalıbımı sürdürmem gerek ama her sene dönen bu aynı nane ve herkese yıkılmak istenen bu toplum baskısı karşısında bunu buraya yazayım ki; her sene açıklamak zorunda bırakmayayım kendimi, sevdiklerime ya da sevmediklerime. Ben kadın, erkek, gay, eşcinsel bla bla diye birşeye inanmıyorum. Bu tür şeyler ötekileştirmeden başka bişey değil. Bunun modern toplumda hakların bla blalığını koruduğunu düşünüyorsun ama zaten modern toplum dediğin bi kere çürük bi yapıda. Dünya böylesine …

Veloturk Gran Fondo Çeşme 2016

Amatör bisikletçilerin koştuğu uzun yol bisiklet yarışlarına Gran Fondo deniyor. Bir spor müsabakası olmasının yanı sıra bir sosyal sorumluluk hareketi kapsamında bisikletçiler bir araya geliyorlar. Mesafelere göre ‘Gran Fondo’, ‘Mezzo Fondo’ ve ‘Fondo’ olarak değişiyor. Avrupa’da koşulan bazı gran fondolar ise şöyle; Follina İtalya’daki Prosecco Cycling Classic, Bagneres de Luchon Fransa’daki La Ronde Picarde ve Santarém Portekiz’deki Tejo e Serras Granfondos. Türkiye’ye geldiğimizde Veloturk‘un Bir Çocuk Gülerse Dünya Güler sloganıyla, Türkiye’de bisiklet kültürünü yaymak, spora teşvik ve çocuklara bisiklet ulaştırmak amacıyla düzenlediği Gran Fondolar var. Geçen sene Erciyes ve Çeşme yapıldı. 2017’de Adana Gran Fondo yapılacaktı ancak son anda iptal edildi. Biz Murat ile geçen seneki (2016) Çeşme Gran Fondosuna katıldık. Şimdi size o hafta sonunu anlatayım. Bizim bisikletler karbon olduğundan ve benim taşıma çantam olmadığından İstanbul’dan tır ile nakliyeye verdim. Bahtsız bedevi olarak benim bisiklet daha tıra binemeden çalınmış ve bunu biz Çeşme’de konteynır açıldığında anladık. Neyse bana hemen bisiklet bulundu ve ben onunla yarıştım. Ancak kadro boyu biraz büyük geldi. Zaten moralim bozulduğundan hiç gran fondoda bisiklet sürme zevkim kalmamıştı ama yine de laylaylom sürüşe çıktım. 2016’da kısa …

Evde Şarap Yapımı

Hayatımın ilk şarabını 2016 yılında yaptım. Her şeyin ilkinde olduğu gibi bu üretimde de tecrübesizlikten dolayı aksaklıklar oldu ama 2017 yılında bunların çoğunu gidereceğiz. Yine de çok güzel bir anı olduğu için burada anlatmak istiyorum. 2017’deki farklılıkları da artık o yazıda yazarım inşallah. Bu arada önemli bir konuyu burada yazmak isterim. Ev yapımı şarap satışı kesinlikle yasak, aman ha satmaya kalkmayın. Kendiniz için en fazla 300 lt üretebiliyorsunuz. Maalesef bizi birisi ihbar ettiğinden Kadıköy Belediyesi zabıtaları kapımıza dayandı ama allahtan Bağdat Caddesi’nin ortasında kaçak üretim yapacağımıza inanmadılar. Zaten 2 tane yarım damacana şarap çıktı. Böyle tatsızlıklar yaşamamak için sakın 300 lt’den fazla yapmaya kalkmayın. Şimdi sıra sıra, tarihlerini de yazarak nasıl şarap yaptığımızı anlatayım. Önce üzümleri cibre haline getiren makinada eziyoruz. Bu makina hem üzümün saplarını ayıklıyor, hem de ezip cibre haline getiriyor. Bu cibreleri 20 kgluk yoğurt kaplarıyla taşıyoruz. (26 Eylül 2016) 10 gün boyunca cibreleri günde 2-3 defa tahta bir oklava ile karıştırıyoruz. Üzerlerine hava alacak şekilde tülbent veya bone geçirmeniz gerekiyor. Kapların altına mutlak leğen koyun çünkü 3. günde cibre taşmaya başlıyor. …

Sığırcılı Köyü Üzüm Bağları – Uzunköprü Edirne

Geçen sene 2016 bağbozumu için Seçil ile birlikte kalktık Edirne Uzunköprü’deki Sığırcılı Köyü’ne gittik. Sığırcılı Köyü tam Yunanistan sınırında, Meriç Nehri iki ülkeyi ayırıyor. Biz bir Pazar sabahı üzümleri topladığımızdan yan köyde pazar ayini vardı. O kadar yakın yani, keşke sınırlar olmasa da gidip o köyde de bir frappe içebildik. Bir dahaki sefere onu da yaparız. Dönelim üzümlere…  Geçen sene tam bağbozumunu zamanını biraz kaçırdık çünkü 2016 kurban bayramı tam bağbozumuna denk geldiğinden gidemedik. Biz de bayram sonrası gittik. Üzümler bağda ne kadar çok kalırsa o kadar tatlılaşıyorlar ve sizin yaptığınız şarap da o kadar tatlı oluyor. Evde şarap yapımını buradan okuyabilirsiniz. Şimdi üzümleri nasıl topladık, onu anlatayım. Bizim gittiğimiz bağ bir aileye miras kalmış. Yani kendilerine yetecek kadar üzümü toplayıp kalanını istek üzerine toplayıp satıyorlar. Aile dışarıya şarap satışı yapmıyor, sadece üzüm satılıyor. Üzümler de cabernet sauvignon ve yaptığımız şarap çok lezzetli oldu. Bu bağa gidebilmek için sahibini arayıp izin almak gerekiyor, dediğim gibi ticari bir bağ olmadığından izin isteyip gitmeniz gerekiyor. Bir de yaklaşık ne kadar üzüm toplayacağınızı da söylemeniz isteniyor. Ben ve Seçil …

Karadeniz’de Çay Topladık

Eveeet, Karadeniz’e gitme sebebimiz olan çay toplama yazıma sonunda gelmiş bulunuyorum. Emine Abla ve ailesi olarak Sümer Köyü Hazara’dan kalktık, Ğonçot’a gittik, çay topladık. Normalde Karadeniz düzlük bir arazi yapısına sahip olmadığından çaylar hep bayırda yetişiyor ancak bizi kolay olsun diye bir düzlüğe götürdüler. Çay toplama makası büyük kolaylık, pıt pıt topluyorsunuz. Makasın torbası hemen doluyor, onu gidip boşaltmak gerekiyor. O bohça da dolunca arabaya yüklüyorsunuz. Biz bunu düzlükte yaparken yorulduk, bayırda nasıl olur hiç düşünemiyorum. İçtiğiniz çayların kıymetini bilin. Çok zor toplanıyor, parası toplayanlara çok geç veriliyor. Biz eğlencesine topladığımız için Emine Abla ve ailesi çok eğlendi. Ancak hayatınızı bu çay toplamayla geçiniyorsanız, allah size kolaylık versin. Karadeniz’de 3 defa çay toplanıyormuş. Mayıs gibi ilk sürüm, Temmuz ve Ağustos aylarında ikinci ve üçüncü sürüm. Çaykur’a sattıktan sonra karneye sattığınız çay yazılıyor ve devlet 3 ay sonra parasını yatırıyor. Karadeniz’e bu dönemde gidecek olursanız mutlaka çay toplamayı deneyimleyin. Çay toplayan bir aile görürseniz gidin ve yardım edin. Emin olun, çok dua alırsınız. Haydi afiyet olsun!                     …