All posts filed under: HERKES

Nisan’da, Toscana’da Bir Akşam Yemeği

Bazı insanların hazırladığı sofralar nasıl sade ancak nasıl lezzetli oluyor. Sanırım asıl güzel olan masa etrafındakiler ve samimi sohbet bizi mutlu eden! Nisan 2019 başında bizler de bir akşam toplandık ve bu lezzetli yemekleri beraber yedik. Toscana’da bakla pişirilmiyor. Böyle masaya taze olarak getiriliyor ve siz içinde tanelerini ayıklayıp yiyorsunuz. Ben de bu sene alıştım ve çok hoşuma gitti, tavsiye ederim. Bir de tüm İtalya sanırım kuşkonmaza hayran, en çok da bu yumurtalı versiyon seviliyor. ben pazardan körpe olanlarını alıyorum, yumurtayla fırında pek lezzetli oluyor. Şarap Dievole tercih ettik, Bolgheri üzümlerinden yapılıyor ve içmesi çok keyifli, en azından benim damak tadıma çok uygun. Bir de Buğra’cığımız bize 2 şarkı söyledi, değmeyin keyfimize 🙂 Sevgilerimle …

Sılaşara – İstanbul’da Çerkes Mutfağı

Anne tarafımdan Çerkes oldum için hayatım bir çerkes mutfağında geçiyor. Ancak çok basit ve lezzetli olmasına rağmen tabii her gün bu yemekler evde yapılmıyor. Çerkesler Kafkasyanın zor şartlarında, bir kaç malzeme ile çok lezzetli ve basit bir mutfak geliştirmişler. İtalya’da öğrendiğim kadarıyla zaten bir mutfak ne kadar basit olursa bir o kadar lezzetli oluyor. Çerkes pastası mısır ununun su ve tuzla karıştırılıp ekmek yapılmış hali. Bizim favorimiz, yanına da islenmiş çerkes peyniri ve şipsı, oh mis! Pasta diyince normal olarak herkesin aklına bildiğimiz pasta geliyor ama değil, bu bir mısır ekmeği. Sanırım Çerkeslerde İtalyanlık var, İtalyanlar da makarnaya pasta diyorlar. Çerkes pastası aslında aynı İtalyanların polentesi, Karadenizlilerin mısır ekmeği. Haluj zaten puf böreği, neredeyse her mutfakta vardır. Biz artık evde yapmaktansa Küçükyalı’daki Çerkes/Abhaz mutfağı Sılaşara’ya gidiyoruz. Haluk Bey ve Gülay Hanım bizi evlerinde gibi ağırlıyorlar, hatta aşağıda göreceksiniz annem mutfağa bile giriyor. Sılaşara Abhaz dilinde “Işığım” demekmiş. Bu bilgiyi de verdikten sonra buyrun sizi yemeklerle bırakıyorum.  Şimdiden afiyet olsun! 

Kadınlar Gününün Ardından …

8 Mart bu yıl da, yine dünyada ve Türkiye’de sosyal medyaya bol fotolar konularak kutlandı. İstiklal Caddesi’nde ve Floransa’da kadınlar yürüdüler, onların arkasından da polisler yürüdüler. Şahsen bana her gün İnsan Günü, Hayvan Günü, Çiçekler Günü olduğundan sanırım, pek özel gelmiyor. Ancak dünyada milyonlarca kadın ve çocuk benim kadar şanslı değil, bunun da farkındayım. Bu sefer benim yazımı, ne düşündüğümü değil bir tanıdığımın yazısını paylaşacağım. Kendisi adının ve cinsiyetinin söylenmesini istemedi. Ama ben hatıra kalsın diye C.Ö. diyeceğim, o kadar editörlük hakkım olsun 🙂 Karikatür Umut Sarıkaya’ya ait, bence yine harika bir yönden konuya yaklaşmış. Keyifli okumalar dilerim… 8 Mart 2018 – Kadınlar Günü Normalde nihilist kalıbımı sürdürmem gerek ama her sene dönen bu aynı nane ve herkese yıkılmak istenen bu toplum baskısı karşısında bunu buraya yazayım ki; her sene açıklamak zorunda bırakmayayım kendimi, sevdiklerime ya da sevmediklerime. Ben kadın, erkek, gay, eşcinsel bla bla diye birşeye inanmıyorum. Bu tür şeyler ötekileştirmeden başka bişey değil. Bunun modern toplumda hakların bla blalığını koruduğunu düşünüyorsun ama zaten modern toplum dediğin bi kere çürük bi yapıda. Dünya böylesine …

Turgutreis Bodrum’da Yoga

Bu sene Temmuz ayında sevgili dostum Gülfem’in Turgutreis Bodrum’daki evinde kalıyorum. Bu tatilde sadece yüzmeyi hedeflemiştim ancak geldiğim hafta sitedeki 2-3 kadın toplanıp yoga yapacaklarını öğrenince hemen onların gruba dahil oldum. Gümüşlük’te yaşayan sevgili Menekşe Kahraman eşliğinde haftada bir yoga yaptık. Geçmiş yazılarımdan biliyorsunuz, ben farklı hocalarla yoga yapmayı çok seviyorum. Her hocanın kendine göre güçlü bir yanı var. Aynı asanaları farklı hocalarla yapmak çok hoşuma gidiyor. Menekşe’de en çok neyi sevdim? Zor asanaları onun sakin sesi eşliğinde yapınca bedeniniz güçlenirken ruhunuz dinleniyor. Menekşe hem özel ders veriyor hem de grup dersleri var. İletişime geçmek isterseniz email adresi meneksekaraman@gmail.com Görüşmek üzere… Namaste!          

Şal Şifon Nasıl Bağlanır?

Şimdi bunun adını bize Çamlıhemşin’de şay şifon olarak öğretildi ancak youtube’a bakında herkes şifon şal olarak yazmış, bu yüzden ben de kendimce şal şifon demeye karar verdim. Bana Çinçiva’da Kadriye Abla bağladı ama videoya çekecek kimse yoktu. Feyza’ya bağlayan ablanın videosunu çekip koyuyorum. Bu bağlama stilini çok sevdik ve 4 gün boyunca neredeyse hep şay şifonlu gezdik. Bu bağlama stili Hemşin bağlaması, tüm Karadeniz böyle bağlamıyor, bu bilgiyi de buraya bırakayım. Görüşmek üzere…        

Caddebostan Sahili’nde Sandal Sefası

1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı, plansız programsız olarak biz de bu bayramı denizde kutladık, hem de Marmara Denizi’nde, yani evimizin önündeki denizde. Caddebostan Sahili’nden hiç denize girdim mi? Hatırlamadığıma göre girmemişim. 2 sene önce Sedef Adası’ndan girmiştim ama denizanası dolu olduğundan sayılmaz. Geçen sene niyet etmiştim ancak Kurbağalı Dere islah edildiğinden deniz çok pisti. Bu sene gayet temiz ve yüzülebilir. Mikrop falan diyeceksiniz şimdi ama onu bilemiyorum, bu yazıyı 10 gün sonra yazarken hala sağlam olduğuma göre bence bir sorun yok. Latta Volante ekibi sayesinde tanıştığım Hüseyin Kaptan’ın sandalıyla Kalamış Marina’dan çıktık. Sandalda motor yok, kollara kuvvet bütün gün sandalla gezdik. Hüseyin bisiklet kazası geçirmesine ve omuzu sakat olmasına rağmen bayağı kürek çekti ama ben de fena değildim. Sandalla gezmenin güzel yanı istediğiniz yerde durup denize giriyorsunuz, sonra hoop yola devam ediyorsunuz. Biz 3 yerde mola verdik, ilki sandalın merdivenini monte etmek için Fenerbahçe TCDD Tesisleri, birşeyler yemek için Caddebostan Balıkadamlar ve denize girmek için Kalamış Yelken Kulübü. Kışın Sarıyer’den açılıp sandalla gezip kürek çekmiştik. Onun keyfi de başka ama sıcak havada kürek çekip …

Bisikletli Gelin Alayı

Daha önceki yazımda yazmıştım, bisiklet grubum Latta Volante bu sene pek bereketli. 27 Mayıs 2017’de ikinci çiftimiz Ayşın ve Erkan evlendiler. Bu arada onların bisiklet maceralarını yazdıkları chicyclist bloglarını da takip etmenizi öneririm. Gelini evinden almak için ben, Murat, Hüseyin ve Özgün Ayşın’ın Göztepe’deki evinde buluştuk. Cumartesi İstanbul’un trafiği sıkışık olduğundan biz önde, gelin arabası arkada Kadıköy Evlendirme Dairesi’ne kadar beraber pedalladık. Bizim ülke bisikletli gelin alayına pek alışkın olmadığı için neden düdük çalarak bisiklete bindiğimiz pek anlaşılmadı ama olsun. İstanbul’da bisiklete binmek zor ama zevkli. Hele bir de benim gibi eğlenceli bir grubunuz varsa çok daha zevkli. Düğününüz varsa arayın, sizin gelin almasına da bisikletlerimizle gelelim. Görüşmek üzere …