All posts filed under: TÜRKİYE

Şal Şifon Nasıl Bağlanır?

Şimdi bunun adını bize Çamlıhemşin’de şay şifon olarak öğretildi ancak youtube’a bakında herkes şifon şal olarak yazmış, bu yüzden ben de kendimce şal şifon demeye karar verdim. Bana Çinçiva’da Kadriye Abla bağladı ama videoya çekecek kimse yoktu. Feyza’ya bağlayan ablanın videosunu çekip koyuyorum. Bu bağlama stilini çok sevdik ve 4 gün boyunca neredeyse hep şay şifonlu gezdik. Bu bağlama stili Hemşin bağlaması, tüm Karadeniz böyle bağlamıyor, bu bilgiyi de buraya bırakayım. Görüşmek üzere…        

Zilkale Çamlıhemşin Rize

Çamlıhemşin’e 15 km uzaklıkta ve Fırtına Deresi’nin batı yamaçlarına kurulmuş Zilkale, oralara gidilince görülmesi gereken yerlerden biri. Çamlıhemşin’den Çinçiva Köyü yolunu takip edip ilerlerseniz Zilkale’ye geliyorsunuz. Geçen sefer geldiğimde yol bozuktu ancak bu sefer yola (manasız bir şekilde) parke taş döşemişler. Ulaşması kolay olmuş ama bence Karadeniz’in dokusuna o yol hiç yakışmamış. Zilkale’nin etimolojisi şöyle; Farsça “Kale-i Zir” yani Aşağı Kale günümüze Zilkale olarak geçmiş. Kaleyi ilk kimler yaptı bilinmiyor ancak 14. veya 15. yy’da Trabzon İmparatorluğu döneminde ya bizzat Komnenoslar ya da İmparatorluğa bağlı yerli Lordlar (mesela Zil Kale için Hemşin Lord’u Arhakel) tarafından yapıldıklarını tahmin etmektedir. Bu bilgiyi ArkeOkur‘dan aldım. Kalenin restorasyonu 2011 yılında tamamlanmış ve ziyarete açılmış. Kalenin orada bir tane kafe var. Tuvalet de var ancak çok pis, hiç tavsiye etmem. Giriş 3 TL. Kaleden manzara şahane, sadece Fırtına Deresi’ni dinlemek için bile oraya gidilir. Aşağıda bir video ekliyorum, umarım siz de bir gün oraya gidersiniz. Görüşmek üzere…                    

Karadeniz’de Çay Topladık

Eveeet, Karadeniz’e gitme sebebimiz olan çay toplama yazıma sonunda gelmiş bulunuyorum. Emine Abla ve ailesi olarak Sümer Köyü Hazara’dan kalktık, Ğonçot’a gittik, çay topladık. Normalde Karadeniz düzlük bir arazi yapısına sahip olmadığından çaylar hep bayırda yetişiyor ancak bizi kolay olsun diye bir düzlüğe götürdüler. Çay toplama makası büyük kolaylık, pıt pıt topluyorsunuz. Makasın torbası hemen doluyor, onu gidip boşaltmak gerekiyor. O bohça da dolunca arabaya yüklüyorsunuz. Biz bunu düzlükte yaparken yorulduk, bayırda nasıl olur hiç düşünemiyorum. İçtiğiniz çayların kıymetini bilin. Çok zor toplanıyor, parası toplayanlara çok geç veriliyor. Biz eğlencesine topladığımız için Emine Abla ve ailesi çok eğlendi. Ancak hayatınızı bu çay toplamayla geçiniyorsanız, allah size kolaylık versin. Karadeniz’de 3 defa çay toplanıyormuş. Mayıs gibi ilk sürüm, Temmuz ve Ağustos aylarında ikinci ve üçüncü sürüm. Çaykur’a sattıktan sonra karneye sattığınız çay yazılıyor ve devlet 3 ay sonra parasını yatırıyor. Karadeniz’e bu dönemde gidecek olursanız mutlaka çay toplamayı deneyimleyin. Çay toplayan bir aile görürseniz gidin ve yardım edin. Emin olun, çok dua alırsınız. Haydi afiyet olsun!                     …

Ayder Yaylası Çamlıhemşin Rize

Daha önce geldiğimde Ayder Yaylası, Bukla Oberj‘de kalmıştım ve Ayder’e bayılmıştım. Aradan geçen 2 yılda burası da inşaat çılgınlığından nasibini almış ve Ayder Yaylası olmuş beton yaylası. 19 Mayıs’ta Türkiye’nin her yerinden gelen günübirlikçi turistlerden dolayı Ayder’de bildiğiniz trafik vardı. Turizm çok iyi, bir yeri geliştirir ancak sürdürülebilir olması en çok dikkat edilmesi gereken unsur olmalı. Kalite düştükten, her yer beton olduktan sonra turizm yapmışsın yapmamışsın ne fark eder. Neyse, kafamızda şayşifonlarımız  biz Ayder’de çok eğlendik. Buyrun Ayder Yaylası Rize! Görüşmek üzere…            

Ev Yapımı Ekmek

19 Mayıs gecesi Sümer Köyü’ne geldik ve hemen yattık uyuduk. Sabah kalktık, kapıda Emine Abla ve elinde yeni yaptığı ekmeği ve armut pekmezi. Yemelere doyamadık tabii. Sağolsun Emine Abla bize yapmayı da öğretti, sonraki gün kuzine ateşinde kendi ekmeğimizi kendimiz yaptık. Tabii orada yok tam buğday unu, keçiboynuzu unu falan yok, bildiğimiz beyaz un ve pakmayadan ekmek yapılıyor. Bir de lezzetli oluyor, aman allahım! Buyrun tarifi, afiyet olsun! Tarifte un ve maya göz kararı alınıyor. Fotoğraftaki kap kadar un yeterli. Bunu yapa yapa kıvamını tutturuyorsunuz. Hazır mayayı 1 tatlı kaşı kadar şeker ile ılık suda 15 dakika kadar bekletin. Sonra unun ortasını havuz gibi açıp su ve mayayı koyun. Kıvam aldıkça su eklemeye devam edin. En sonunda elinize yapışmayan ama katı da olmayan bir kıvam elde etmeniz lazım. Yağladığınız tepsiye bir avuç hamur olacak kadar hamurları yerleştirin. Aşağıdaki fotolarda görebilirsiniz. Sonra kuzineye koyuyorsunuz ve kızarana kadar pişiriyorsunuz, yanlış hatırlamıyorsam bizimki 20 dakikada pişti.          

Sümer Köyü Fındıklı Rize

19 Mayıs’ta gittiğimiz Karadeniz’de kaldığımız Sümer Köyü’nü anlatmazsam olmazdı. Burası da tipik Karadeniz Köyü ve alabildiğine yemyeşil. Fındıklı’yı geçtikten sonra Doğuş Çay Fabrikası’ndan yukarı çıkınca buraya geliyorsunuz. Bizim kaldığımız bölge Hazara’ydı. Gizem’in halasının yayla evinde kaldık. Bu kış soğuk geçtiğinden Mayıs ortasında hava hala soğuk olduğu için kuzineyi yakmak gerekti. Bunu da Feyza’cığım halletti. Şehir kadını olup köyde yaşamak zor be anacım! Odunu sahanlıktan taşı, kuzineyi yak, ekmeği yap anam anam 🙂 Biz 4 gün boyunca çok eğlendik ama şehir hayatına alışmış kadınlar olarak yorulduk vallaha. Oraları çok sevdim, en kısa zamanda tekrar gideceğim. Görüşmek üzere…                    

Karadeniz’de Ne Yenir?

19 Mayıs’ta gittiğimiz Karadeniz Çay Toplama turumuzu anlatmaya devam ediyorum. En çok sorulan sorulardan birisi ne yediğimiz. Biz evde konakladığımız için kahvaltıları evde yapıp daha sonra dışarıda yemek yedik. Aslında bayağı yedik, iyi yedik 🙂 Trabzon’a varınca Rize istikametinde ilk durağımız Çayeli Hüsrev oldu. Burası kuru fasulye ve fırın sütlacı ile meşhur. Çayeli dışında Hüsrev’in Gayrettepe İstanbul ve Balgat Ankara’da şubeleri var, şiddetle tavsiye edilir. Bir sonraki tavsiyem Çamlıhemşin Sini Kafe‘deki kara lahana çorbası olacak. 2015 yılında Bukla Turla çıktığım Karadeniz gezisinde sürekli burada yiyorduk. O zaman Filiz Abla işletiyordu. Şimdilerde kendisi Pokut Yayla Evi‘ni işletiyor, burasını devretmiş. Biz 19 Mayıs’ta, turistlerin çekirge gibi üşüştüğü bir günde gittiğimiz için Sini Kafe’den çok da memnun kalmadık ama kara lahana çorbası çok güzeldi. Geçen yıllarda burada yediğim turşu kavurmaya hayran kalmıştım ama bu sefer yoğunluktan turşu kavrulmadan masaya getirildi. Neyse, yine de burada mutlaka birşeyler yiyin derin. Daha sonraki tavsiyem mutlaka ama mutlaka gidilmesi gereken bir yer. Çamlıhemşin Livera Kitapevi Kafe‘deki her şeyi yiyin. Ayşe Abla’nın eli o kadar lezzetli ki, neredeyse onu yiyecektik 🙂 Burası Uğur …