All posts tagged: Çamlıhemşin

Sal Yaylası Çamlıhemşin

Gelelim Karadeniz notlarımın son yazısı olan Sal Yaylası’na. Sal Yaylası daha önce yazdığım Pokut Yaylası ile karşılıklı yaylalar. Burası da yaz aylarında hayvanların otlatılmaya çıkarıldığı yaylalardan birisi. Çamlıhemşin’den 12 kmlik kıvrımlı yolun sonunda ilk Sal Yaylası’na varıyorsunuz. Burada evlerde oturan çok az kişi kalmış. Şöyle bir sorun varmış, eğer bu evleri restore edip turizme açmak isterseniz veya sadece restore etmek isterseniz bile ev sahiplerine işgalci muamelesi yapılıyormuş. Bu yayla evleri yaklaşık 200 yıldır burada hayvanlarını otlatan ailelerin konaklaması için yapılmışlar ve tapuları yok. Tam bilmiyorum ama yayla evi yapmaya hakları varmış. Kısaca devlet meracılığı desteklememek böyle bir pürüz çıkartıyormuş. O yüzden aileler bu evlerle uğraşmıyorlar ve kendi hallerine bırakmışlar. Pokut Yaylası Sal Yaylası’na göre daha hareketli, en azından konaklayacak yer var ama burada yok. Manzara burada da şahane. Hep dediğim gibi, buralara giderseniz mutlaka bu yaylalara çıkın. Biz Pokutsal Tur‘dan şoförlü araç kiraladık, size de bunu tavsiye ederim. Görüşmek üzere…                        

Pokut Yaylası Çamlıhemşin

Evet, sıra Karadeniz’de en sevdiğim yeri yazmaya geldi. Pokut Yaylası Çamlıhemşin’den 12 km yukarıda, eskiden hayvanların yaz aylarında otlatıldığı yaylalardan birisi. Buraya da geçen seferki Karadeniz gezimde ilk defa gitmiştim. Önce Sal Yaylası’na çıkıp oradan yaklaşık 1 kmlik bir yol yürüyerek Pokut Yaylası’na ulaşıyorsunuz.  Bizim arabamız vardı ancak Pokut’a çıkılan yol çok dar ve kıvrımlı olduğundan biz Pokutsal Tur’dan şoförlü araba kiraladık. Pokutsal Tur, daha önce yazdığım Karadeniz’de Ne Yenir yazısında bahsettiğim Livera Kitapevi ve Kafe ile aynı yer. Burada ayrıca Karadeniz’de yapabileceğiniz farklı turlar da var. Web sayfalarını incelemenizi tavsiye ederim. Yayla evlerinin çoğu terk edilmiş, nedenini sorunca restorasyonuna çok zor izin verildiğini öğrendim. Sal Yaylası’nda kalacak yer yok ama Pokut’ta konaklamak isterseniz yine Pokutsal Tur’un pansiyonunda, Filiz Abla’nın sahibi olduğu Pokut Yayla Evi‘nde veya bizim kahve içtiğimiz Plato’da Mola‘da konaklayabilirsiniz. Buraya yemeğe gidecekseniz de bu yazdığım yerlerden birini arayıp geleceğinizi söylemeniz lazım çünkü size göre yemek yapacaklar. Gidince benim için de Kaçkarlar’a karşı bir kahve için. Görüşmek üzere…                

Kendini Koruyan Mahalle Çamlıhemşin

Pokut Yaylası’na çıkan 12 kmlik kıvrımlı yolun sanırım 2. kmsinde Kendini Koruyan Mahalle tabelası ile karşılaşıyorsunuz. Kırmızı bir teleferik karşı yamaca gidiyor. Tabii biz de teleferiğe binmek için durduk. Daha önce İzmir’de yayıncılık yapan Metin Bey memleketine dönüp burada yaşamaya başlıyor. Teleferik Karadeniz’de yük taşımak için çok kullanılıyor, Metin Bey de ulaşım aracına çevirmiş. 400 mt yükseklikte 500 mt mesafeyi böyle alıyorsunuz. Burada 2 tane de çok güzel bungalov var. İsterseniz kalıyorsunuz veya orada kahvaltı edebiliyorsunuz. Eğer konaklayacaksanız teleferik bedava ama bizim gibi meraklıysanız 30 TL ödemeniz gerekiyor. Telerikten çektiğim videoları aşağıda seyredebilirsiniz. İlk bindiğinizde biraz ürperiyorsunuz ama hemen keyif almaya başlıyorsunuz. Oralara giderseniz mutlaka binin. Ben gelecek sefer bungalovlarda kalmayı planlıyorum, umarım gerçekleştirebilirim. Metin Bey’in ağaç kesmeden yaptığı bu ulaşım aracıyla Karadeniz’deki Yeşil Yol çalışmasını da protesto ediyor. Hastasıyım bu Çamlıhemşinlilerin!                  

Şal Şifon Nasıl Bağlanır?

Şimdi bunun adını bize Çamlıhemşin’de şay şifon olarak öğretildi ancak youtube’a bakında herkes şifon şal olarak yazmış, bu yüzden ben de kendimce şal şifon demeye karar verdim. Bana Çinçiva’da Kadriye Abla bağladı ama videoya çekecek kimse yoktu. Feyza’ya bağlayan ablanın videosunu çekip koyuyorum. Bu bağlama stilini çok sevdik ve 4 gün boyunca neredeyse hep şay şifonlu gezdik. Bu bağlama stili Hemşin bağlaması, tüm Karadeniz böyle bağlamıyor, bu bilgiyi de buraya bırakayım. Görüşmek üzere…        

Zilkale Çamlıhemşin Rize

Çamlıhemşin’e 15 km uzaklıkta ve Fırtına Deresi’nin batı yamaçlarına kurulmuş Zilkale, oralara gidilince görülmesi gereken yerlerden biri. Çamlıhemşin’den Çinçiva Köyü yolunu takip edip ilerlerseniz Zilkale’ye geliyorsunuz. Geçen sefer geldiğimde yol bozuktu ancak bu sefer yola (manasız bir şekilde) parke taş döşemişler. Ulaşması kolay olmuş ama bence Karadeniz’in dokusuna o yol hiç yakışmamış. Zilkale’nin etimolojisi şöyle; Farsça “Kale-i Zir” yani Aşağı Kale günümüze Zilkale olarak geçmiş. Kaleyi ilk kimler yaptı bilinmiyor ancak 14. veya 15. yy’da Trabzon İmparatorluğu döneminde ya bizzat Komnenoslar ya da İmparatorluğa bağlı yerli Lordlar (mesela Zil Kale için Hemşin Lord’u Arhakel) tarafından yapıldıklarını tahmin etmektedir. Bu bilgiyi ArkeOkur‘dan aldım. Kalenin restorasyonu 2011 yılında tamamlanmış ve ziyarete açılmış. Kalenin orada bir tane kafe var. Tuvalet de var ancak çok pis, hiç tavsiye etmem. Giriş 3 TL. Kaleden manzara şahane, sadece Fırtına Deresi’ni dinlemek için bile oraya gidilir. Aşağıda bir video ekliyorum, umarım siz de bir gün oraya gidersiniz. Görüşmek üzere…                    

Ayder Yaylası Çamlıhemşin Rize

Daha önce geldiğimde Ayder Yaylası, Bukla Oberj‘de kalmıştım ve Ayder’e bayılmıştım. Aradan geçen 2 yılda burası da inşaat çılgınlığından nasibini almış ve Ayder Yaylası olmuş beton yaylası. 19 Mayıs’ta Türkiye’nin her yerinden gelen günübirlikçi turistlerden dolayı Ayder’de bildiğiniz trafik vardı. Turizm çok iyi, bir yeri geliştirir ancak sürdürülebilir olması en çok dikkat edilmesi gereken unsur olmalı. Kalite düştükten, her yer beton olduktan sonra turizm yapmışsın yapmamışsın ne fark eder. Neyse, kafamızda şayşifonlarımız  biz Ayder’de çok eğlendik. Buyrun Ayder Yaylası Rize! Görüşmek üzere…            

Karadeniz’de Ne Yenir?

19 Mayıs’ta gittiğimiz Karadeniz Çay Toplama turumuzu anlatmaya devam ediyorum. En çok sorulan sorulardan birisi ne yediğimiz. Biz evde konakladığımız için kahvaltıları evde yapıp daha sonra dışarıda yemek yedik. Aslında bayağı yedik, iyi yedik 🙂 Trabzon’a varınca Rize istikametinde ilk durağımız Çayeli Hüsrev oldu. Burası kuru fasulye ve fırın sütlacı ile meşhur. Çayeli dışında Hüsrev’in Gayrettepe İstanbul ve Balgat Ankara’da şubeleri var, şiddetle tavsiye edilir. Bir sonraki tavsiyem Çamlıhemşin Sini Kafe‘deki kara lahana çorbası olacak. 2015 yılında Bukla Turla çıktığım Karadeniz gezisinde sürekli burada yiyorduk. O zaman Filiz Abla işletiyordu. Şimdilerde kendisi Pokut Yayla Evi‘ni işletiyor, burasını devretmiş. Biz 19 Mayıs’ta, turistlerin çekirge gibi üşüştüğü bir günde gittiğimiz için Sini Kafe’den çok da memnun kalmadık ama kara lahana çorbası çok güzeldi. Geçen yıllarda burada yediğim turşu kavurmaya hayran kalmıştım ama bu sefer yoğunluktan turşu kavrulmadan masaya getirildi. Neyse, yine de burada mutlaka birşeyler yiyin derin. Daha sonraki tavsiyem mutlaka ama mutlaka gidilmesi gereken bir yer. Çamlıhemşin Livera Kitapevi Kafe‘deki her şeyi yiyin. Ayşe Abla’nın eli o kadar lezzetli ki, neredeyse onu yiyecektik 🙂 Burası Uğur …