Author: Zehra Bural

Mutsuzluk ve Muz Kabuğu

Şu günlerdeki duygumu anlatacak ifade, Mutsuzluk ve Muz Kabuğu! Her şeyin başı sağlık, tüm hayatım boyunca, çok üzüldüğüm anlarda hep kendime tekrar ettiğim şey ama bu dönemde daha bir arttı. Bu yazıyı 9 Nisan 2020 Perşembe günü saat 18:33’te, birden yazmaya başladım. Nasılsa bu blogu okuyan yok gibi bir şey, sadece ama sadece kendim için, günlük niyetine ve belki ilgilenen olur diye yazıyordum ancak 20 Mart 2020’yi 21 Mart 2020’ye bağlayan gece, sadece can sıkıntısından, evde oturmaktan sıkılmış olmaktan, İtalya’daki hayatıma korona karantinasından dolayı dönememiş olmaktan, hep Yeni Başlayanlar İçin İtalya blogumla ilgilendiğim için bu bloga da biraz özen göstereyim diye düşündüğümden bir değişiklik yapmak istedim. Ancak her şeyi berbat ettim. Çok üzgünüm ancak nasıl oldu, neden yaptığımı kendime bir türlü açıklayamadığım sebeple 2015’ten beri yazdığım yazılarım gitti. Tabii onlarla birlikte oraya koyduğum fotoğraflar da 😦 Şimdi tabii aman Allah dert vermesin diyeceksiniz ama oradakiler benim özenle gezdiğim, özenle fotoğrafını çektiğim anılarımdı. Mesela Rize’ye çay toplamaya gittiğimiz tatil … Ekmek yaptık, Sal Yaylasına çıktık, çay toplarken harika fotolar çektik … Mesela, Edirne’de üzüm toplayıp sonra …

2020 Şubat Ayınında okuduğum 3 Kitap

Herkese merhaba! Artık sadece İtalya blogum ile ilgilendiğimden sanırım buraya pek yazamıyorum. Asında yazmak istediğim çok şey var, sanırım bu yüzden organize olamıyorum. Az önce bir kitabı bitirdim ve yine çok etkilendim. Şubat 2020’de 3 kitap okudum. Aslında 3 kitap ama aynı dönemde yaşamış 4 kadının hayatını anlatan kitaplar. Bence mutlaka okuyun, cumhuriyet kurulurken Türkiye’den nasıl kadınlar çıkmış.  Bahriye – Elif Tataroğlu 6 Ekim 1990 yılında, evine gönderilen bombalı bir kargo ile hunharca öldürülen çağdaş ilahiyatçı, Atatürkçü ve Türkiye’nin aydın kalemi,  Prof. Dr. Bahriye Üçok’un hayatını anlatan kitap beni derinden etkiledi. 1919 yılında Sivas’ta doğan (kitapta Sivas diyor ancak google Tranbzon doğumlu olduğunu yazıyor) Bahriye Üçok, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nin ilk kadın akademisyeni, Cumhuriyet Senatosu üyesi, Halkçı Parti’den Ordu milletvekili ve Sosyal Demokrat Halkçı Parti parti meclis üyesidir. Ayrıca Atatürkçü Düşünce Deneği’nin kurucularındandır. Radyo programlarında gerçek islam dinini anlatmaya çalışan Üçok, Kasım 1988’da televizyonda yapılan bir açık oturumda, “İslam’da örtünmenin ve oruç tutmanın zorunlu olmadığı” iddialarına dayanan açıklamalarından sonra üzerine birçok tepki çekti ve tehditler almaya başladı. Zaten o dönem kimler kimler katledilmedi ki! Üçok’un muhafazakar …

Nisan’da, Toscana’da Bir Akşam Yemeği

Bazı insanların hazırladığı sofralar nasıl sade ancak nasıl lezzetli oluyor. Sanırım asıl güzel olan masa etrafındakiler ve samimi sohbet bizi mutlu eden! Nisan 2019 başında bizler de bir akşam toplandık ve bu lezzetli yemekleri beraber yedik. Toscana’da bakla pişirilmiyor. Böyle masaya taze olarak getiriliyor ve siz içinde tanelerini ayıklayıp yiyorsunuz. Ben de bu sene alıştım ve çok hoşuma gitti, tavsiye ederim. Bir de tüm İtalya sanırım kuşkonmaza hayran, en çok da bu yumurtalı versiyon seviliyor. ben pazardan körpe olanlarını alıyorum, yumurtayla fırında pek lezzetli oluyor. Şarap Dievole tercih ettik, Bolgheri üzümlerinden yapılıyor ve içmesi çok keyifli, en azından benim damak tadıma çok uygun. Bir de Buğra’cığımız bize 2 şarkı söyledi, değmeyin keyfimize 🙂 Sevgilerimle …

Milano Denim PV ve Deniz Sağdıç

İlk ne zaman karşılaştım bilmiyorum ama sevgili Deniz Sağdıç‘ı instagram hesabında gördüğüm kesin. Deniz Hanım denim parçalarından harika eserler yapıyor. Bu sefer Denim by PV Milano’da olunca hemen atladım trene ve Milano’ya gittim. Gitmeden de Deniz Hanım’a mesaj atıp tanışmak istediğimi söyledim. Atmama gerek bile yokmuş, her gelenle bizzat ilgileniyor. Hatta herkese birazcık patchwork yaptırdı. Umarım bir gün Floransa’da sergi açar ve buradakiler onu tanır. Ben hayran kaldım ve başarılırının devamını dilerim. Bir sonraki Denim by PV ise Londra’da 3-4 Aralık 2019’da olacak. 

Yamabahçe – Londra’da Türk Pide Salonu

Alan Yau Yamabahçe’ye pide salonu dediğimi görse kızar mıydı acaba ama bana ne, pide pide salonunda yenir 🙂 Londra dünya mutfakları açısından harika bir yer. İngilizlerin sadece fish and chips’i olduğundan ve böyle bir şehirde bununla gastronomi yürümeyeceğinden dünya mutfaklarından en iyi lokantalar Londra’da bulunabiliyor. İtalya’da yaşayıp pizza yiyorum ama insanın canı şöyle güzel bir lahmacun ve pide de çekmiyor değil! Londra Marlebone’daki Yamabahçe’nin önünden son iki üç ziyaretimde geçtim ama ya sabah ya da akşam yemeği dönüşü oluyordu. Bu sefer dedim gidip yiyeceğim. Çok geç bir saat olmasında rağmen bir güzel pidemi yedim, mutluyum mesudum. Hatta sadece ben değil, İtalyan arkadaşıma da pideyi yedirdim. Yau bu ne lezzetli, İtalya’da yok mu demez mi? Anam İtalya gibi pizza ülkesine pideci mi açalım yani? Ama neden olmasın? Yamabahçe Alan Yau’nun açtığı bir Türk lokantası ve internette #betterpide yani pide daha iyi etiketiyle pideyi dünyaya pazarlamaya çalışıyor. Alan Yau’nun eşi bir de Türk, Jale Erentok ve Wagamama ve Hakkasan gibi lokantaların sahibi de kendisi. Kocaman odun fırını var ve içerdeki pide ustaları Türk, ben çok beğendim ve …

Sılaşara – İstanbul’da Çerkes Mutfağı

Anne tarafımdan Çerkes oldum için hayatım bir çerkes mutfağında geçiyor. Ancak çok basit ve lezzetli olmasına rağmen tabii her gün bu yemekler evde yapılmıyor. Çerkesler Kafkasyanın zor şartlarında, bir kaç malzeme ile çok lezzetli ve basit bir mutfak geliştirmişler. İtalya’da öğrendiğim kadarıyla zaten bir mutfak ne kadar basit olursa bir o kadar lezzetli oluyor. Çerkes pastası mısır ununun su ve tuzla karıştırılıp ekmek yapılmış hali. Bizim favorimiz, yanına da islenmiş çerkes peyniri ve şipsı, oh mis! Pasta diyince normal olarak herkesin aklına bildiğimiz pasta geliyor ama değil, bu bir mısır ekmeği. Sanırım Çerkeslerde İtalyanlık var, İtalyanlar da makarnaya pasta diyorlar. Çerkes pastası aslında aynı İtalyanların polentesi, Karadenizlilerin mısır ekmeği. Haluj zaten puf böreği, neredeyse her mutfakta vardır. Biz artık evde yapmaktansa Küçükyalı’daki Çerkes/Abhaz mutfağı Sılaşara’ya gidiyoruz. Haluk Bey ve Gülay Hanım bizi evlerinde gibi ağırlıyorlar, hatta aşağıda göreceksiniz annem mutfağa bile giriyor. Sılaşara Abhaz dilinde “Işığım” demekmiş. Bu bilgiyi de verdikten sonra buyrun sizi yemeklerle bırakıyorum.  Şimdiden afiyet olsun! 

Kadınlar Gününün Ardından …

8 Mart bu yıl da, yine dünyada ve Türkiye’de sosyal medyaya bol fotolar konularak kutlandı. İstiklal Caddesi’nde ve Floransa’da kadınlar yürüdüler, onların arkasından da polisler yürüdüler. Şahsen bana her gün İnsan Günü, Hayvan Günü, Çiçekler Günü olduğundan sanırım, pek özel gelmiyor. Ancak dünyada milyonlarca kadın ve çocuk benim kadar şanslı değil, bunun da farkındayım. Bu sefer benim yazımı, ne düşündüğümü değil bir tanıdığımın yazısını paylaşacağım. Kendisi adının ve cinsiyetinin söylenmesini istemedi. Ama ben hatıra kalsın diye C.Ö. diyeceğim, o kadar editörlük hakkım olsun 🙂 Karikatür Umut Sarıkaya’ya ait, bence yine harika bir yönden konuya yaklaşmış. Keyifli okumalar dilerim… 8 Mart 2018 – Kadınlar Günü Normalde nihilist kalıbımı sürdürmem gerek ama her sene dönen bu aynı nane ve herkese yıkılmak istenen bu toplum baskısı karşısında bunu buraya yazayım ki; her sene açıklamak zorunda bırakmayayım kendimi, sevdiklerime ya da sevmediklerime. Ben kadın, erkek, gay, eşcinsel bla bla diye birşeye inanmıyorum. Bu tür şeyler ötekileştirmeden başka bişey değil. Bunun modern toplumda hakların bla blalığını koruduğunu düşünüyorsun ama zaten modern toplum dediğin bi kere çürük bi yapıda. Dünya böylesine …