Kimseye etmem şikayet; ağlarım ben halime

Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime

Zulmet çekilmiş korkarım ikbalime 

Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime…

Yukarıdaki şarkının bu fotoğraf ile alakası yok tabii ama son günlerde Türkiye’de yaşananlar bana bu şarkıyı söyletiyor, Müzeyyen’ciğimi de anmış olayım. 

Çok üzgünüm, Türkiye’de yeni doğan bebeklere, çocuklara, gençlere çok üzülüyorum! Bir umuttur yaşatan insanı ama o umudu elimizden alırsanız ne olacak? 

Pekiii bu fotoğrafı hatırlayanlar online mı? Sakin bir Pazar günü geçirelim dersiniz ama ne mümkün, Asya piyasaları açılmış, dolar/tl kuru haftaya yangınla başlayacakmış … Bir anda herkes panik oldu ve benim aklıma 2001 yılı geldi … 

2-3 gündür İstanbul Sözleşmesi hala yasal mı değil mi diye avukatları dinle, parti kapatmak yasal mı, T.C. Merkez Bankası Başkanı sürekli değişirse bunun uzun vade etkileri, 2013’te bir ağaç kesilmesin diye nöbet tuttuğumuz Gezi Parkı adını sanını bilmediğimiz bir vakfa verilmesi yasal mı vs vs vs dinlemekten içim, dışım, kafam şişti, kendimi bitkin, mutsuz, geleceği bitmiş, canı hiçbir şey yapmak istemeyen bir ruhsuz gibi hissediyorum. Aynı hissi bu yazar kasa, 4 Nisan 2001’de dönemin başbakanı rahmetli Bülent Ecevit’e atıldığı günlerde de hissediyordum. Dolar 600 liradan 1100 liraya çıkmıştı …

2001 yılında üniversitenin (İTÜ Kimya Mühendisliği) son sınıftayım. Düşünün, 2-3 ay sonra mezun olacaksınız, tüm çocukluğunuz (ben ilkokul 3. sınıfta kurslara gitmeye başlamıştım) test çözmekle geçmiş, oyun oynamak, hayta hayta gezmek yok, hafta sonu kursa gidip üniversiteye hazırlanmanız lazım… ama artık kurtuluyorsunuz! Diplomayı alınca özgürsünüz! NAH özgürsün, ulan sen Türk gencisin, ne özgürlüğü! İlk vazifen kaba etini kollamak resmen! Bir anda ülkede her şey yerle bir olabiliyor. Şubat 2001de Türkiye tarihinin en derin ve ekonomiyi ağır yaralayan krizi yaşanmıştı, yaşı yetenler hatırlar. Biz mezun olacağız, iyi bir iş bulacağız, bütün çocukluğumuzu harcadığımız o diploma sonunda işe yarayacak ama ama ama … Birden milyonlarca işsizle, yaralı bir ülkede gelecek hayalleriniz darmadağın oluyor. Mezun olana ve Eylül 2001’de iş aramaya başlayana kadar etkisini çok da hissetmemiştim ama 2002’ye geçilince, her iş görüşmesinde ‘sizin yerinize tecrübeli birisini aldık’ cevabını alınca moralim iyice diplere vurmuştu. Ailem sağolsun, biz sana bakarız, üzülme diye teskin etmeye çalışsa da orada yıkılan gelecek hayalleri oluyor. Kafamı yastığa gömüp tüm gece ağlardım, daha yolun başında her şey bitti diye üzülüp dururdum. Sonra 1 Nisan 2002’de, çok düşük (ama cidden bir İTÜ diplomasına yakışmayacak düşüklükte) bir maaşı kabul edip iş hayatına atıldım. O minicik paraya mesaimden çok uzun saatler çalıştım. Tüm 20li yaşlarım sabah 6:15te servise binip, akşam 21:00de eve yorgunluktan bitik döndüğüm ve ay sonu minicik para aldığım yıllarla geçti. Ancak gençlik demek enerji demek, bakmayın, çok da eğlendik aslında. Daha o zaman İstiklal Caddesi nargile kafelere teslim olmamıştı, Asmalı Mescit cıvıl cıvıldı! Neredeeen nereye atladım! İşte, dün gece, sakin bir Pazar gecesi geçirmek için okuma müziği açıp kitabımı elime alınca birden Whatsapp’ta yarın dolar uçacakmış mesajları beni 2001 yılına götürdü. Şimdi 43 yaşındayım, hala her kriz söyleminde aşırı panik oluyorum ama bu sefer kendimden çok yolun başındakilere üzülüyorum. Ancak herhalde onlar da yaş aldıkça bununla baş etmeye alışacaklar, bilemiyorum … Dünya 2001’dekinden çok farklı, o zaman instagram, twitter falan, sosyal medya yoktu. Şimdi her bilgi (genelde de kirlenmiş olarak) ışık hızıyla yayılıyor. Gerçek olan bir şey var, artık kimse 2001’deki gibi yazar kasayı TBMM önünde fırlatarak bir protesto yapmayı aklından bile geçirmez. Bütün bilgili, mantıklı ve dediğini anlaşılır tüm bilim insanları Twitter üzerinden yorum yapıyor, yetkileri yok ancak bilgisiz, cahil ve bunların farkında olmayanlar siyasette ve yetkileri var 😦

Sağlıcakla kalın!